27 Nisan 2012 Cuma

Kaos Ekonomisi



Değişik tanımları var ancak ben Kaos’u aşağıdaki şekilde algılıyorum;

“Aşırı derecede belirsizlik ve düzensizlik durumu”

Belki tarafımca ilk ortaya atılan bir kavram olmayabilir ancak ekonominin gelinen noktada kriz ekonomisi şartlarından ayrılmaya başladığı artık net bir şekilde görülüyor. Bu da bende artık krizin doğasının değiştiğini ve Kaos ekonomisine geçildiğini gösteriyor. Bu bağlamda dünya üzerindeki ekonomik bölgelere bakıldığında kaos durumu oldukça hakim;

  1. ABD: Belirli şekilde iyileşmeler ve düzelmeler var ancak ekonomik göstergeler hala kaos etkisi yansıtıyor. AB ile kıyaslandığında durumun daha olumlu olduğu düşünülebilir ancak yakın gelecekteki Başkanlık seçimleri öncesi ve sonrası olacaklar ile Çin’in ABD’nin en büyük borç vereni olması kaotik unsurları da beraberinde getiriyor.
  2.  AB: Hangi ülke açısından bakarsanız bakın, kaotik unsurların yer aldığı bir grup. Fransa’daki seçimler sonrasında oluşacak ortam, AB piyasalarının sonuca alacağı tavırlar ve çoğu AB ülkesinin yaşadığı mevcut sıkıntılar ve Euro’nun durumu belki de AB’ni dünyadaki en kaotik bölge durumuna sokuyor. Ayrıca AB halkının kriz karşısında aldığı ya da alacağı tavrın ABD’den farklı olacağını da unutmamak lazım.
  3. Çin: Dünyanın en belirleyici ve hakim gücü olarak esasen yükselişini sürdürüyor. Dünyada iş piyasalarındaki lider konumdaki firmaları satın alıyor ve her sektörde yükselişlerini sürdürüyorlar. Öyle ki farkında olmasak da bölgesel anlamda kullandığımız bir çok Avrupa menşeli olduğunu düşündüğümüz çoğu ürünün ve hizmetin gerçek sahipleri onlar. Korkutan husus şu ki dünyaya daha fazla hakim olduklarında ne yapacaklar, nasıl bir politika izleyecekler?
  4. Japonya ve Kore: Evet, ekonomik anlamda güçlü bir profil çizmeye çalışıyorlar ama onlar da birçok konuda hakimiyeti ve rekabeti Çinlilere kaybediyorlar. Ancak her iki ülkenin de hala olumlu yönleri var.
  5. Gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye: belki de bütün dünyanın bel bağladığı tek grup. Potansiyel olduğu ve gelecekte iş yapılabileceği açık. Ama yine aynı sebeplerle bu ülkelerle iş yapabilmek özel beceriler ve altyapı istiyor. Ayrıca yine bu ülkelerde iş yapacak firmalara gelişmiş ülkeler kendi içerisinde nakdi ve ayni yardımlar sağlıyorlar. Bu bağlamda Türk firmaları rekabete oldukça geride başlıyorlar.
  6. Suriye ve Arap Baharı yaşıyan ve yaşayacak ülkeler: yönetimleri oturmuş değil, gelecekleri belirsiz. Bu ülkelerde geleceğe daha dönük büyük potansiyel var ama mevcut ortamda biraz o bölgeleri hedeflemek cesaret ve güçlü firmaların işi gibi gözüküyor.

Yukarıdaki bölgeler açısından daha uzun şeyler yazmak mümkün. Hatta ABD ve bazı ülkelerde yer alan felaket senaryoları dahilinde Türkiye ve Suriye arası bir savaş, İran ve İsrail arası savaş, Irak’ta yaşanabilecek olası bölünmeler hep birer kaotik unsur ve doğruluğu tartışılır.

Kısaca yukarıdakiler hususunda neler yapılabileceği ayrı bir yazı konusu ve burada değinmeyeceğim. Ancak artık Kaos Ekonomisi kavramı ya da benzeri bir kavram ortaya çıkmış durumda ve yeni geleceği bunu yönetebilenler oluşturacak. Yönetemeyenler ise sahneden zorunlu olarak çekilecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder